Endometrioma (Çikolata Kisti)
Çikolata kisti olarak bilinen endometrioma, endometriozis hastalığının yumurtalıklarda oluşturduğu kistlerdir. Kasık ağrısı, adet döneminde artan ağrı ve bazen kısırlık ile ilişkilendirilebilir. Bu yazıda çikolata kistinin nedenleri, belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında temel bilgileri bulabilirsiniz.
Endometrioma, halk arasında “çikolata kisti” olarak bilinen ve endometriozis hastalığının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir yumurtalık kistidir. Endometriozis, normalde rahmin iç yüzeyini kaplayan endometrium dokusunun rahim dışında farklı bölgelerde bulunması durumudur. Bu hastalık üreme çağındaki kadınlarda oldukça yaygındır ve yaklaşık her 10 kadından 1’inde görülebilir.
Endometriozis çoğunlukla 30’lu ve 40’lı yaşlarda tanı alır. Ancak bazı kadınlarda daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilir. Hastalık bazen belirgin şikâyetlere yol açarken, bazı kişilerde uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir.
Endometriozis neden oluşur?
Endometriozisin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. En sık kabul gören teorilerden biri, adet kanamasının bir kısmının tüpler aracılığıyla karın boşluğuna doğru geri akmasıdır. Bu durumda rahim iç tabakasına ait hücreler karın içinde farklı bölgelere yerleşerek büyüyebilir.
Yerleşen bu dokular hormonların etkisiyle gelişmeye devam eder ve zamanla endometriozis odakları oluşur. Bunun dışında bağışıklık sistemi ile ilgili mekanizmalar, genetik yatkınlık ve bazı çevresel faktörlerin de hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Endometrium dokusu vücutta nerelerde bulunabilir?
Endometriozis dokusu vücudun farklı bölgelerinde görülebilir. En sık yerleşim alanları şunlardır:
- Yumurtalıklar
- Karın zarı (periton)
- Fallop tüpleri
- Rahmin arka kısmı
- Bağırsaklar
- İdrar torbası
Nadir durumlarda ise akciğer, lenf nodları ve hatta beyin gibi vücudun farklı bölgelerinde de endometriozis odakları görülebilir.
Endometriozis vücutta nasıl sorunlara yol açar?
Endometriozis dokuları kadınlık hormonu olan östrojenin etkisi altında davranır. Bu nedenle adet döngüsü boyunca bu dokular da tıpkı rahim iç tabakası gibi kalınlaşır ve kanama eğilimi gösterir.
Rahim dışında bulunan bu dokuların her ay tekrarlayan kanama ve inflamasyon oluşturması çevredeki dokularda tahrişe, şişmeye ve zamanla yapışıklıklara yol açabilir. Bu yapışıklıklar bazı organların normal hareketini kısıtlayabilir ve kronik ağrıya neden olabilir.
Bu süreç özellikle adet öncesinde ve adet döneminde belirginleşen kasık ağrısının önemli nedenlerinden biridir.
Endometriozis ve kısırlık arasındaki ilişki
Endometriozis, infertilite yani kısırlıkla ilişkili olabilen bir hastalıktır. Kısırlık sorunu yaşayan kadınların yaklaşık %40’ında endometriozis saptanabilmektedir.
Hastalığın oluşturduğu inflamasyon ortamı hem yumurta hücresini hem de spermi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca tüpler çevresinde gelişen yapışıklıklar tüplerin hareketini ve yumurtanın taşınmasını bozabilir. Bu durum gebeliğin oluşmasını zorlaştırabilir.
Endometriozis belirtileri nelerdir?
Endometriozis farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. En sık görülen şikâyetlerden biri uzun süredir devam eden kasık veya alt karın ağrısıdır. Bu ağrı özellikle adet öncesinde ve adet döneminde daha belirgin hale gelebilir.
Görülebilen diğer belirtiler şunlardır:
- Adet döneminde şiddetli ağrı
- Cinsel ilişki sırasında ağrı
- Bağırsak hareketleri sırasında ağrı
- İdrar yaparken ağrı
- Adet düzensizlikleri
- Aşırı adet kanaması
Bağırsak veya idrar torbası tutulumu olan bazı hastalarda kanlı dışkılama veya kanlı idrar gibi belirtiler de görülebilir. Bununla birlikte endometriozis bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeden de ilerleyebilir.
Endometriozis tanısı nasıl konur?
Tanı sürecinde ilk adım ayrıntılı bir jinekolojik değerlendirmedir. Bu değerlendirme sırasında hastanın şikâyetleri, ağrı öyküsü ve muayene bulguları dikkatle incelenir.
Kesin tanı için çoğu zaman laparoskopi adı verilen cerrahi bir yöntem kullanılır. Laparoskopi sırasında karın içine yerleştirilen kamera ile endometriozis odakları doğrudan görülebilir. Gerekli durumlarda bu dokulardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabilir.
Endometriozis nasıl tedavi edilir?
Endometriozis tedavisi hastanın yaşına, şikâyetlerinin şiddetine, hastalığın yaygınlığına ve çocuk sahibi olma isteğine göre planlanır. Tedavide ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemler kullanılabilir.
İlaç tedavisi
Ağrı şikâyetinin ön planda olduğu hastalarda ağrı kesiciler ve hormon baskılayıcı tedaviler kullanılabilir. Doğum kontrol hapları, progestin içeren ilaçlar ve GnRH agonistleri bu amaçla tercih edilen tedaviler arasındadır.
Bu tedaviler hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir ve ağrıların azalmasına yardımcı olabilir. Ancak ilaç tedavisi endometriozisi tamamen ortadan kaldırmaz.
Cerrahi tedavi
Cerrahi tedavide amaç endometriozis odaklarının çıkarılması, yapışıklıkların giderilmesi ve normal anatomik yapının mümkün olduğunca yeniden oluşturulmasıdır. Bu sayede hem ağrıların azaltılması hem de gebelik şansının artırılması hedeflenir.
Endometriozis ameliyatından sonra hastalık tekrarlar mı?
Cerrahi tedavi sonrasında birçok hastada ağrılar belirgin şekilde azalır. Ancak endometriozis kronik bir hastalık olduğu için bazı hastalarda zaman içinde tekrar görülebilir.
Ameliyat sonrasında ilk iki yıl içinde ağrıların tekrar ortaya çıkma oranı yaklaşık %40–80 arasında bildirilmektedir. Hastalığın ameliyat sırasında ne kadar yaygın olduğu, tekrarlama riskini etkileyebilir.
Rahim ve yumurtalıkların alınması gerekli midir?
Rahim ve yumurtalıkların alınması genellikle ilk tercih edilen tedavi değildir. Ancak bazı özel durumlarda doktor tarafından son seçenek olarak önerilebilir.
Özellikle aşağıdaki durumlarda bu seçenek gündeme gelebilir:
- Tüm diğer tedavilerin yetersiz kalması
- Şiddetli ve yaşam kalitesini etkileyen ağrıların devam etmesi
- Gelecekte çocuk sahibi olma planının bulunmaması
Endometriozis ve kısırlık durumunda tedavi seçenekleri
Endometriozis tanısı olan ve gebelik elde etmekte zorlanan hastalarda farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. Bu seçenekler hastalığın derecesine, yaşa ve daha önce uygulanan tedavilere göre planlanır.
Olası tedavi yöntemleri şunlardır:
- Yumurtlamayı destekleyen ilaç tedavileri
- Aşılama tedavisi (IUI)
- Cerrahi tedavi
- Tüp bebek tedavisi (IVF)
Her hastada en uygun yaklaşım bireysel olarak değerlendirilir. Bu nedenle tedavi planı mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile birlikte belirlenmelidir.
